37 Santimetre

Türk Telekom Göz Göre Göre Mağlup


Türk Telekom karşılaşmaya Kristoffer Lang,Lamayn Wilson,Tutku Açık,Ersin Dağlı ve Demond Mallet beşi ile başlarken konuk ekip Kızıl Yıldız Marko Keselj,Elmedin Kıkanovic,Mike Taylor,Oliver Stevıc ve Boris Bakıç beşi ile karşılaşmaya başladı.
Karşılaşmanın ilk hücumu Türk Telekom'dan geldi.Telekom hücumundan boş dönmezken kızıl Yıldız hücumundan sayı çıkaramadı.Türk Telekom skoru 4-0 yaptı.Kızıl Yıldız 6.36 da ilk sayısını buldu.4.44 de skor 10-4 Türk Telekom lehine gelişti.Kızıl Yıldız Mike Taylor ile ayakta kalmaya çalıştı.(12-6)Bu dakikalarda Türk Telekom üst üste hatalar yaptı.Serkan Erdoğan ile Türk Telekom sayı buldu.(15-11)Karşılaşmanın ilk çeyreği 17-14 Türk Telekom üstünlüğünde geçildi.
2.Çeyrek Türk Telekom hücumu ile başladı.Bu hücumda Serkan Erdoğan sayı buldu.(20-14)Kızıl Yıldız'dan cevap gecikmedi.Türk Telekom savunmada aksayınca Kızıl Yıldız sayılar buldu ve skoru 20-20 beraberliğe taşıdı.8.17 de Kızıl Yıldız öne geçti.(20-22)Kızıl Yıldız aradaki sayı farkını açmaya başladı.(20-26)4.35 de skor 22-31 Kızıl Yıldız lehine gelişti.Türk Telekom uzun süre sonra Serkan Erdoğan ile serbest atışlardan sayı buldu.(24-35)İlk yarı 30-40 Kızıl Yıldız üstünlüğünde geçildi.
2.Yarı Kızıl Yıldız hücumu ile başladı.Ama Türk Telekom topu almayı bildi.9.22 de Kristoffer Lang smaç ile skoru 34-40 geliştirdi.Kızıl Yıldız maçı bırakmadı.6.42 de skor 41-48 Kızıl Yıldız lehine gelişti.Bu dakikalarda Türk Telekom'u taşıyan isim Serkan Erdoğan'dı.Ama Kızıl Yıldız sayı farkını giderek açtı.(46-56)1.32 de skor 51-61 Kızıl Yıldız lehine gelişti.3.Çeyrek 51-67 Kızıl Yıldız üstünlüğünde geçildi.
Karşılaşmanın son çeyreği Türk Telekom hücumu ile başaldı.Türk Telekom hücumdan boş dönerken Kızıl Yıldız hücumunda sayı buldu.(51-69)6.59 da skor 53-71 gelişti.Türk Telekom 6.50 de sayı buldu.(55-71)Türk Telekom maça tutunmaya çalıştı ama karşılaşma konuk takım Kızıl Yıldız'ın 67-89 galibiyeti ile sonuçlandı.

Süper Lig'de Haftanın Panoraması


Süper Lig'de 20. haftayı geride bıraktığımızda gözümüze çarpan olayları ve durumları şöyle bir gözden geçirmemiz gerekirse;

- Mısır Nere, İnönü Nere...

Beşiktaş İnönü'de ilk defa bu kadar gollü oynarken, takımın başında kimse yoktu! Evet, ilginçtir ki; ne teknik direktör Mustafa Denizli İnönü'deydi, ne de "muharebe galibi" Demirören... Hadi Denizli rahatsızdı da, bu kritik maçta Demirören neredeydi?

Mısır'da...

Gerçek Beşiktaş'lılara selam olsun...

- Yılmaz Vurup Alamıyor

Evet, çok klişe oldu ama yıllardır bu böyle, Yılmaz Vural soyadının hakkını veremiyor; peş peşe iki haftadır 2-0 öne geçip toplam 5 puan bıraktı sahada... Çok stresli, çok heyecanlı, çok ateşli... Normalde bu ateşin takımı itmesi gerekiyor; yakması değil... Sakin ol be Hocam, sen Daum'la aynı okul mezunusun, yakışır mı hiç sana ?

- Tevfik Köse

Yıllar evvel 19 Yaş Altı milli takımda Abdullah Avcı'nın yönetiminde mükemmel bir oyun sergilemişti Tevfik... Şimdi başka bir forma, gene aynı teknik direktör ve gene müthiş bir Tevfik... Yılların pasını atıyor sanırım, boşa giden yıllarını genç yaşında arkasında bıraktığını düşünmek güzel...

- Umut Bulut

Son üç maçta beş gol atan, bu sezon ise toplamda 13 gole imza atan Umut'un ilginç de bir istatistiği var; bu 13 golün 9'unu aynı maçlarda atmış yani üç maçta ikişer, bir maçta da (Denizlispor) 3 gol atmış. Üç İstanbul takımından hiçbirine gol atamayan Umut, Şenol Güneş'in gelişi ve Gökhan'ın gidişiyle daha coşkulu ve daha istekli oynamaya başladı...

- Ankaragücü

Kuru gürültü yaratmaya devam ediyorlar; maçta bir Bursa'nın girdiği pozisyonlara bakıyorum bir Ankaragücü'nün... Şaşakalıyorum bu takım hala nasıl düşme hattında değil! Oynamıyorlar, bireysel birkaç kıpırtı var ama takım halinde hareket e-de-mi-yor-lar. Bu kadar net yani, neyi anlamakta zorlanıyorlar bunu çözemedim...

- İlk Üç

Fenerbahçe, Galatasaray ve Bursa; ilk üçteki üç takım da berabere kalırken, Fenerbahçe son dakikada koparabilirdi beraberliği, Galatasaray vasat bir görüntü çizdi. Gene içlerinde en çok ilk üçü hak eden görüntü Bursa'daydı... Sessiz ama derinden bir Anadolu ihtilali içindeler, hayırlısı olsun!

- Gerginlik

Lucas Neill'den Makukula'ya, Mehmet Topuz'dan Sivasspor takımına... Herkesin üstünde bir gerginlik var, daha 14 hafta var üstelik... Ne bu gerginlik, sakin olun şampiyonlar...

Haftanın Maçları'na gelecek olursak...

Beşiktaş 4 - 1 Gençlerbirliği

Gençlerbirliği çok gol yiyen bir takım değildi normalde; altındaki tüm takımlardan az gol yemiş olduğu gibi, üçüncü sıradaki Bursaspor'la eşitti yediği goller. Beşiktaş da çok gol atan bir takım değildi, 18 maç 21 gol gibi bir istatistiği vardı. Ama futbol, her zaman istatistiğe göre oynanmıyor... Tam bir süpriz maçıydı, hele hele golsüz eşitlik bekleyenleri yanılttı bir hayli... Bunlardan biri de sanırım Mısır'a tatile giden Yıldırım Demirören'di...

Maçın başında organize olamayan bir Gençlerbirliği vardı, öyle ki maça üst düzey bir konsantrasyonla başladığı bariz olan kaleci Serdar bile bir süre sonra çok hata yapmaya başlamıştı... Bu hatalarından birinde de golü yedi zaten... Gol yendikten sonra oyunu rolantiye almaya çalışan bir Beşiktaş ve atakları savuşturmaya çalışan bir Gençlerbirliği vardı. İkinci yarıda da beraberliği sağlayan Gençlerbirliği, Rüştü olmasa öne bile geçiyordu hem de iki kez! İkisinde de aynı isim vardı; Mustafa Pektemek...

Ama dedik ya başta, futbol bu! Süprizlerle dolu, ufacık bir dürtmeyle kaleye topu yollayabilen Bobo belki de hayatının en kolay gollerinden birini attı... Bir de tabii, diğer süpriz de, nostaljiye selam çakan bir Yusuf Şimşek'i de unutmak olmaz!

Gollerin hepsi güzel, ama Tabata'nınki başka bir güzel. En değerlisi de o...

Maddi açıdan tabii...

Goller: Hurşut (GB), Tabata, Holosko, Bobo, Fink (BJK)

Eskişehir 2 - 1 İBB

İBB zaman zaman bireysel oyuncularıyla üstünlük kurmaya çalışsa da, geçen haftaki Bursa maçındaki organize olma hatalarını kırmış, sağlam bir takım kurgusuyla oynayan bir Es-ES karşısında başarılı olamıyordu. Öyle ki Ümit Karan haftalardan sonra en üst düzey konsantrasyonunu sergiliyor ve çizgiden çevirdiği ortayla golü attırıyordu...

Bu kafa golüne İBB de kafa golüyle cevap veriyordu, Sivas'tan satılan Herve Tum gollerine her şartta her sahada devam ettiğini gösteriyordu...

Rıza Çalımbay'ı bir oyuncu için istifaya davet eden zihniyeti ise, cidden anlamıyorum. Bu kadar kolay mı her şey?

Tabii iki kafa golüyle yapılan düellonun bitirici vuruşu da kafa olmalıydı; birinci golün ikinci adamı bu sefer sahneye çıkıyor ve kafa vuruşuyla topu ağlara götürüyordu. Sonrasında da çıkardığı formasına cevaben "Kral çıplak" diyordu hakem kartını gösterirken muhtemelen...

Herve Tum bir gol daha atıyor atmasına ama, bu kadar kafa golünün olduğu bir maçta ayakla vuruşu saymıyordu hakem(!), şaka bir yana bariz ofsayttan atılan bir golden sonra çıkıp da golümüz neden sayılmadı anlamadık diyen Abdullah Avcı'ya, cevaben Herve Tum neden inatla alkış tutup kart gördü demek lazım ya, neyse...

Goller: Herve Tum (İBB) Okwunwanne, Ümit Karan (ES)

Kayserispor 0 - 0 Galatasaray

Kayseri deplasmanı hep zor olmuştur, kabul. Lakin bu kadar da laubali oynamak, biz izleyenlere reva mıdır? Artık köhneleşmiş bir üç oyuncuyu bir oyuncuya tutturma çabası karşılık bulur mu modern futbolda?

Şişirdiğimiz balonlar birer birer sönerken tutup üçüncü maçını oynayan bir adama balon denmesi artık bitik bir futbol yorumculuk anlayışı değil midir? Arkadan sert hareket yapan Hakan, ne yaptığını bile bilmiyor farkında değil yarattığı acının yaptığı katliamın tabanla dalar dalmaz elleri iki yana açıyor... Tolunay Hocam, değiyor mu ortamı gerdirecek oyun düzenini aşılamaya bu topçulara?

Cangele, Galatasaraylı gibi her frikiğin başına geçiyor; vardı ya bir dönem öyle, her frikikte o frikiği kim atamayacaksa o geçerdi topun başına... Garibim Frank de Boer bir frikik kullanamadan gitmişti takımdan...

Netice olarak iki gergin takım patlayamadan ayrılıyor sahadan, Allah'tan birbirlerini patlatmıyorlar... Yoksa yazık olurdu Emre Çolak gibi gençlere...

Trabzonspor 3 - 0 Manisaspor

Kendisini namağlup kupadan çıkartan hocayı kovan zihniyetle, iki üç planı olup dönüp dolaşıp o kozları kullanan zihniyetin karşılaşmasında; gülen taraf kürkçü dükkanı oluyordu. Yedinci gelişi mi Şenol Hoca'nın, yok mu bu adamın başka gidecek yeri, yok mu Trabzon'da Trabzon'a hocalık edecek başka biri?

Allah'tan Tekke düştü kel göründü de, bu durum Umut'a yaradı sanırım... Ha geldi ha gelecek denilenler gelmeyince golleri atmaya başladı...

Kupa golcüsü Simpson'ın sessiz kaldığı maçta, onbeş maçta bir gol atan Ceyhun Gülselam bile gol attı... Sonra futbolcular maç seçiyor dendiğinde herkes olur mu öyle şey diyor... Alex'i Galatasaray maçından sonra kaç maçta takımı sırtlarken gördünüz mesela? Ya bir ya iki... Simpson da öyle bir adam işte, kaliteli; belli... Ama gideri varsa gol atıyor, sene sonu da kimseye gidemezse Ordu'lu Bruno gibi tekrar yurtdışına dönebilir, Manisa yönetimi uyanık olsun... Direkten dönen topunun hatrına beş yıllık anlaşsınlar...

Top o direkten dönüyor, adaleti yok işte, bu ince vuruşa çat diye topu olimpiyatın üstüne atmaya çalışan Umut'un topu ağlara gidiyor... Üstelik yetmiyor, on beş metreden vuran Ceyhun'un topu da fuleli gelip kaleciyi şaşırtıp ağlara gidiyor, olan da garibim Güven'e oluyor ince vuruşları gol olmayınca ve atılan bu golleri görünce üstündeki formanın öbürü olmasını dilemiş midir acaba?

İşte, Colman'ın şık vuruşu da direkten dönüp Umut'un kalecinin iki santim yanından ağlara gönderdiği topu da görünce o formayı ben giysem bana da çarpıp girer bu toplar diyorsunuz, yine de konsantrasyon üst düzeyde o topu eski Umut olsa takip edemezdi... Şenol Hoca bir şeyler yapıyor ama ekmeği bu yıl yiyemecekler, Trabzon'da olmayan tek şeyi bekliyor Şenol Güneş: Sabrı...

Goller: Umut Bulut {2} Ceyhun Gülselam

Kasımpaşa 2 - 2 Antalyaspor

2-0 öne geçip gene puan kaybedince Kasımpaşa, aklıma üç yıl evvelinin Antalya'sı düştü. Gene patron Yılmaz Vural'dı, bu takım küme düşsün etek giyerim demişti ama öne geçip kaybettiği puanların faturasını ödeyemeden kaçmıştı kulüpten... Gene aynı kaderi oynuyor, gene öne geçiyor ve gene mutlaka kaybediyor puanları... Bunu sadece şanssızlık diye açıklayamayız, futbolcularını yetersiz görüp atılan her gole yatma niyetinde bir zihniyet çiziyor. Hele orta sıra takımlarına karşı sadece bu taktikle sahaya çıkıyordur belki de... Böyle olunca ikinci golü de hasbelkader atarsa aklını üşütüyor Yılmaz Hocam, aman Hocam dikkat et, bir de Kasımpaşa'da etek mağduru olma...

Maçın şanssızı Antalyaspor... Vuruyorlar çizgide rakibe çarpıyor, rakip vuruyor çizgide kendilerine çarpıp geri dönüyor... Kör topal gol yemeden gidiyorlar derken Sancak defansın arkasına sinsice sarkıp şık bir vuruş yapıyor...

Antalya bir türlü şanssızlığı kıramıyor, öyle ki tutup bir de defans önde yakalanıyor ve gününde bir görüntü çizen Kasımpaşa 2. golü de atıyordu... Çok da baskılı oynuyordu ama 2-0'ın rahatlığında vuruşlar yapıyorlardı; bilhassa Cenk İşler...

Bir diğer yılların oyuncusu Veysel ise, Necati'nin frikiğini tamamlayıp farkı bire indiriyordu, Necati bir de penaltı yaptırınca ve de golü atınca, kaderdaşı Ümit gibi aynı hafta içinde farklı formayla yıldızlaşmış oluyordu...

Goller: Sancak, Şahin(KS) Veysel, Necati (AS)

Ankaragücü 0 - 0 Bursaspor

İki kardeş takım kardeşçe oynayıp puanları paylaştı denilebilir, öyle ya, ender maçlar hariç kimin neye ihtiyacı varsa o şekilde sonuçlanır Ankara - Bursa maçları... Hem Ankara'nın şiddetle puana ihtiyacı vardı, hem de Bursa'nın maç kaybetmemeye... Alan memmun veren memmun bize ne düşer?

Ankaragücü iyi transferler yapmış, kumaşları iyi belli ancak ne zaman uyum sağlarlar çok belirsiz... Slovakya milli takımını toplayacak yakında Gökçekler sanırım... Neyse, dedik ya alan memmun veren memmun bize ne düşer?

Bursa'nın direkten dönen bir topu yalancıktan heyecan yaratıyor içimizde, Bursalılar zaman zaman bireysel çabalar gösteriyorlar lakin bu sadece çabada kalıyor, Ankaragücü ise daha tanışma aşamasında birkaç pas atıp birbirlerini tartıp biçiyorlar sanırım...

Gökçek'lerin futboldan soğutma çabaları başarılı olamamış, Yenikent bazı yerler hariç "full çekiyor" son dakikalarda önce konuk Iglesias, sonra da ev sahibi Geremi gol çabasına girse de geçti Bolu'nun pazarı...

Sivasspor 2 - 0 Denizlispor

"Kız gibi oynuyoruz" diyen Fikret Ünsal için oynadı sanırım Sivasspor, ilk dakikalarda da Denizlispor baskı kurdu ancak ilk yarı pek bir pozisyonsuz geçti, sakar oyuncu Akeem'in yapmacık penaltı itirazı da çare etmedi ilk yarı 0-0 bitti lakin ikinci yarı başlar başlamaz son haftaların etkili ismi Erman golünü atıyor...

Sivas'ta top toplayıcıdan forvete, defansta orta sahaya herkes gerginlikle ve zaman geçirmekle uğraşınca kartlar çıkıyor... Mehmet Yıldız aslını belli ediyor ve bir kroşeyle garibim Özden'i yıkıveriyor... Öyle ya "pehlivan torunu" kendisi... Kodum mu oturtur işte... Kızaran ise nedense kendisi oluyordu...

Özden bu hırsla bir de kafa vuruşu yaptı ama gol olmadı sonra bir de vole vurdu ama gene top rakip kalecide kaldı... Beraberlik golünü atabilmek için çok uğraşan Özden ise profesyonel futbol anlayışında yer almayan bir takım aşkıyla oynadığını göstererek gözyaşlarını tutamıyordu...

Kumaşı sağlam Musa skoru belirliyordu son dakikalarda...

Fikret Ünsal'ın ültimatomu işe yaramış sanırım, hepsi erkek gibi dövüştü oyuncuların... Futbol mu? Amaaan onu kim dert ediyor ki!

Goller: Erman, Musa

Fenerbahçe 1 - 1 Diyarbakırspor

Semih'in gol kaçırma yarışına girdiği maçta rakibin iki forvetinden birisi Türk futbol tarihinin gördüğü en sakar yabancılardan birisi olan Bebbe, diğeri de gününde olmayan bir Tazemeta olunca gol atmak da Ayman'a kalıyor... Bu kadar net ve sert bir topu ben en son Seedorf'da görmüştüm, güzel bir nostalji oldu...

Beş kişinin tutamadığı Andre Santos'un attığı gole nazire yaparcasına kenardan beş dakika uzatma gösterilince bunu az bulduğu için midir nedir Mehmet Topuz daha da bir agresifleşiyor... Maç iyice gerilince kopmasını engellemek için maçı bitiriyor Koray Gencerler lakin akıllarda kalan ise, otoritesiz bir yönetimin son dakikalarda bile patlak verebileceği oluyor...

Öyle ya, Bilica'ya daha sert bir kart çıksa mesela, Fenerbahçe bu kadar palazlanabilir miydi maç boyunca gerilir miydi ortalık, akıllarda da bir soru işareti olarak kendine yer buluyor bu...

Diyarbakır git gide daha iyi oynamaya başlıyor, tüm düşme hattındaki takımlar kötüleştikçe onların iyiye gitmesi kümede kalmaları için bir çırpınış göstergesi olsa gerek... Ziya Doğan bu sene kümede tutarsa seneye UEFA'ya götürür bu takımı, demedi demeyin...

Goller: Ayman (DS) Andre Santos (FB)

8 Şubat

Kayserispor-0-0-Galatasaray [Analiz]

Bu kadar çekişmeli bir maç için denecek pek bir şeyin olmaması üzücü. Hala olmayan pek çok şey var. Takım iyi oynasa da pozisyonun sonunda sinirlerimiz geriliyor. Caner ve Uğur çok etkisiz, Arda ileri gömülüyor, stoperlerin arasında kayboluyor.. Eskiden üç çalım denemesinden dördü başarılı olan Keita bütün topları kaptırıyor. Herkes mücadele ediyor ama yetmiyor.. Stoperler ve orta saha biraz başarısız olsa bu maçta fark yememiz kaçınılmazdı. Leo Franco ise hakkında tek kelime edilmeyecek yerde. Kanımca topun ağzında.
Rijkaard'ın takdirinden sual olunmaz ama ben hala neden Arda'nın ilerde oynatıldığını anlayabilmiş değilim. Arda servis yapan oyuncu çünkü. Hem servis yapacak Arda'dan mahrum bırakıyorsun takımı, hem de ilerde zaten etkili olamayan adamı stoperlerin markajına gömüyorsun. Bir kişi eksik oynadık işte. Arda'yı ilerde öldürmektense eldeki kaynaklar çok daha iyi değerlendirilebilir diye düşünüyorum. Hatta Elano veya Emre Çolak ilerde harika olur. Onlar olmazsa Mustafa Sarp olur abi. Mehmet Topal'ı koyarsın, Ayhan'ı koyarsın, takımda hiç topçu kalmazsa Ufuk Ceylan'ı koyarsın, sadece topa vursa Arda'nın servisiyle bir şeyler yapar zaten. Antalya maçında denedik olmadı. Israr ettik, bu maça böyle başladık. Ama olmayan şeyi oldurtmaya kasmanın anlamı yok ki. Takıma müdehale hakkı senin elinde işte.
Bir diğer sinir bozucu ayrıntı da hiçbir pasın doğru yere gitmemesi. Bütün paslar mı başarısız olur arkadaş? Maçın sonunda başarılı pas istatistiğinde Galatasaray'ın hanesinde 410 yazıyordu ama ben bir tane bile başarılı pas hatırlamıyorum. Neyse biz yine iyi niyeti elden bırakmayalım ve bunu da zemine bağlayalım.
Tolunay kırmızı karttan sonra üç genç futbolcuyu oyuna alıp kontra denemeleri yaptı. Bizim hamlemiz ise Barış Özbek idi. Barış Özbek. Anlamak mümkün değil.
Sanırım teknik direktör olmadan teknik direktörün ne düşünerek hareket ettiğini hiçbir zaman anlayamayacağız..
Sevgiler.

Ağır Tempolu Maç Efes Pilsen'in


Ev sahibi Efes Pilsen karşılaşmaya Kaya Peker,Ermal Kuqo,Kerem Tunçeri,Bootsy Thorton ve Charles Smith beşi ile başlarken konuk takım Türk Telekom Demond Mallet,Hüseyin Beşok,Tutku Açık,Bekir Yarangüme ve Ersin dağlı beşi ile başladı.
Karşılaşmada ilk hücum Efes Pilsen'den geldi.Efes Pilsen hücumu değerlendiremedi.Türk Telekom da hücumunda sayı bulamadı.Karşılaşmanın ilk sayısı Kaya Peker ile Efes Pilsen'den geldi.(2-0)Türk Telekom hücumlarından boş dönerek harcadı.Sonrasında Kaya Peker skoru 4-0 a taşıdı.Türk Telekom 6.58 de serbest atışlar ile sayı buldu.(4-1)Efes Pilsen 6.09 da skoru 6-1 lehine geliştirdi.Türk Telekom'un değerlendiremediği hücumlar sonrası Ermal Kuqo ve Bootsy Thorton'dan üst üste şık smaçlar geldi.(10-1)Türk Telekom 5.5 dakika sonra hücumdan skor buldu.(10-4)Ama Efes Pilsen sayı bulmaya devam etti.3.09 da Hüseyin Beşok'un sayısı skoru 14-8 e taşıdı.Çeyreğin sonlarına doğru Efes Pilsen ribaund almada zorlandı.İlk çeyrek 17-13 Efes Pilsen lehine geçildi.
2.Çeyrek Türk Telekom hücumu ile başladı.Türk Telekom hücumundan sayı bulamazken Efes Pilsen de hücumundan boş döndü.Sonrasında bir hücum daha kullanan Efes Pilsen Sinan Güler ile sayı buldu.(19-13)Türk Telekom üst üste hücumlardan boş dönerken Efes Pilsen Igor Rakoceviç ile 3 sayı buldu.5.35 de skor 22-19 gelişti.Efes Pilsen Mario Kasun ile sayılara devam etti.Ama savunmada hatalar yapınca Türk Telekom aradki farkı 2 sayıya kadar indirdi.(24-22)4.13 de skor 24-24 eşitlendi.Eşitliği Ender Arslan bozdu.(26-24)Karşılaşmanın bu dakikalarında karşılıklı basketler vardı.(29-29)2.47 de Türk Telekom 29-31 öne geçti.Ama Efes Pilsen ilk yarı biterken tekrar öne geçmesini bildi.İlk yarı 36-35 Efes Pilsen üstünlüğüyle geçildi.
2.Yarı Efes Pilsen sayısı ile başaldı.Sonrasında Türk Telekom hücumunu değerlendiremeyince Charles Smith slalom yaparak şık bir sayı buldu.Türk Telekom Tutku Açık ile çeyrekteki ilk sayısını buldu.Efes Pilsen farkın kapanmasına izin vermedi.(40-38)6.31 de skor 43-40 Efes Pilsen lehine gelişti.Efes Pilsem şık paslar ile sayı bulmaya devam etti.(47-40)Türk Telekom'a nefes aldıran isim Hüseyin Beşok oldu.(47-45)Bu sayıya yanıt Igor Rakoceviç'den geldi.(50-45)Hüseyin Beşok sayılarına devam etti.Efes Pilsen Ender Arslan'ın basketi ile skoru 57-51 e taşıdı.3.Çeyrek 59-52 Efes Pilsen üstünlüğünde geçildi.
Karşılaşmanın son çeyreği Türk Telekom hücumu ile başaldı.Türk Telekom hücumunda sayı bulsada Efes Pilsen yine şık pasları ile sayı buldu.(61-55)7.03 de aradaki sayı farkı 8 e çıktı.Ender Arslan'ın çaldığı top sonrası skor 73-65 gelişti.Türk Telekom Tutku Açık ile sayı bulmaya devam etti. Ama Efes Pilsen'de yanıt gecikmedi.(76-68)1.05 de skor 76-70 gelişti.Her iki takımında birbirine üstünlük kurmada zorlandığı maç 80-72 ile Efes Pilsen üstünlüğünde sonuçlandı.

Haftanın fotosu # 15

Misirli futbolcu Mohamed Zidanın yeni saç stili

Kitap Projesi

Geliri ALS MNH Derneği'ne bağışlanacak bir kitap projesi başlattım bugün; futbolu bilhassa Anadolu Futbolu'nu yazan bir çok blogger arkadaş var, düşündüm...


Hepsi olmasa da bir kısmıyla anlaşsak, kendi destekledikleri takımların dününü, bugününü, yarınını anlattıkları; neden Anadolu sorusunun cevabını sorgulayadıkları; genel manada da Anadolu futboluna değindikleri bir yazı yazsalar...

Şöyle yaklaşık 10'a sayfadan 20 blogger arkadaş destek verse bu harekete, hem bizim için şık bir anı olur hem de ALS derneği hatırlanmış olduğunu bilir, kimse için yapmıyorsak bile, ALS'den vefat eden değerli futbolcularımızın anısına bunu yapabiliriz, çok zor bir şey değil; diye düşünmekteyim ben, nacizane...

Yazıları, projeyi konuşmak ve iletişim için: flagg.a@gmail.com adresinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İyi günler,
Alper Kaya

Gençlerbirliği Maç Öncesi




Kongre sonrası Beşiktaş ilk maçına çıkıyor. Beşiktaş’ta durumlar karışık gerek tribünler de gerek ise takımda. Mustafa Denizli takımın başında olamayacak böbrek bölgesinde bulunan damarlardan geçirdiği ameliyat sonrası. Tribünlerin belli bir kısmı da 15. dakikada stadyumdan ayrılması bekleniyor. İnönü’de yine enteresan gecelerden birini yaşayabiliriz…


Gençlerbirliği’nin şu ana kadar Beşiktaş’a karşı 5 galibiyeti bulunuyor. En son galibiyeti ise 2000-2001 sezonunda aldılar. Beşiktaş’ın 18 maçta 35, Gençlerbirliği’nin ise 19 maçta 30 puanı bulunuyor. Tabii ki de Beşiktaş’ın rakibi olduğu için geçen haftayı boş geçti Gençler. Beşiktaş’ta tek eksik Hakan Arıkan, artık Delgado’yu ben eksikler arasında saymıyorum!


Kısacası yarın mağlup duruma düşersek, Yıldırım Demiören’e tepkiler çıksa da artık bunlar hiç bir işe yaramayacak. Biz sadece sahada oynamaya çalıştığımız futbola bakmamız lazım.

Maç yarın saat 8'de.

Şampiyonluğa mı Çağırıyorsun?

3 Mayıs 2003, İnönü Stadı; iki siyah - beyazın mücadelesi.

Biri - doğal olarak - Beşiktaş, diğeri ise Altay...

Beşiktaş 100. yıl şampiyonluğuna koşmak istiyor, kağıt üstünde rahat maç lakin gel gör ki ilk 60 dakika boyunca "tık" yok!

60. dakika, adı Altay forması Altay, kaleci Altay; eskinin Beşiktaşlısı şimdinin asker kaçağı Tümer Metin'in ortasında boşa çıkıyor, Ahmet Çağıran'ın dizine çarpan top ağlara gidiyor.

Kartal rahatlıyor, Ahmet Çağıran'ın bir başka ölümcül hatasıyla da maçı 2-0 almayı biliyor.

Maçtan sonra Sabah gazetesi manşeti çakıyor: Şampiyonluğa Çağıran Var!

---


Şimdi bir başka Çağıran, Çağıranların Musa, aynı formayla Sami Yen'e ayak basacak. Birkaç ay önce yaptığı açıklamada Galatasaray'da oynamak istediğini ama Beşiktaşlı olduğunu söylemişti...

İster misiniz şimdi ikinci bir Çağıran vak'ası yaşansın?

8 Şubat


8 Şubat 2004. Alt ligde İzmir derbisi. Karşıyaka ve Göztepe karşılaşıyor. Efsane bir maçtır. Hikayesi uzun uzun yazılmalı aslında. Lig Tv'nin verdiği nadir alt lig maçlarından biri. Göztepe 2-0 öne geçiyor 25 dakikada, maçın skor ise 5-2 Karşıyaka lehine. Karşıyaka'nın hocası Rıdvan Dilmen, ilk devrede, 28.dakikada Tufan'ı oyuna sokuyor ve maçı 5-2'ye çeviriyor. Şeytan'ı Karşıyaka tarihine yazdıran hamle belki de bu. Oyuna giren Tufan 2 gol atıyor. Stad Atatürk, maçın hakemi Kuddusi Müftüoğlu.

8 Şubat 2010. Alt ligde İzmir derbisi. Karşıyaka, bu sefer Altay ile karşılaşacak. Efsane bir maç olur mu bilmiyoruz. Hikayesini belki yazarız. Stad Atatürk, maçın hakemi Kuddusi Müftüoğlu.

Not: İnternette bu maça dair birçok video var, ama bir tane adam akıllı foto yok. Ben bunu buldum, daha iyisini bulan olursa onu koyabiliriz.

Analiz Bile Değil: Antalyaspor-2-1-Galatasaray.

Bu sezon bu kadar kötü, hakkında yazı dahi yazılamayacak bir maç olmamıştı. Demek ki, 1, 3, 5, 7 transfer de yapılsa bu iş olmayacak. Hakan Balta ve Milan Baros aynı anda sakat olunca denge menge kalmayacak. Hoca kendinden geçecek, sol bekte sağ bek, sağ bekte stoper, kanatlarda ön libero futbolcuları oynatacak.
Antalyaspor seyircisi maç boyunca Galatasaray'ı demoralize etmek için ıslıkladı durdu. Ama eminim Galatasaray seyircisi olsa onlar da ıslıklardı, protesto amaçlı.
Tek parantezimse bu maç için, Elano. Tek çabalayan o.